Düş(m(üş))…

Sürünüyorum. Uçsuz bucaksız bir kum denizi… Leb-i derya evi olan biri göremez beni; adı üstünde “kum denizi”. Sen yoksun. Neredesin bilmiyorum; sürünüyorum. Güneş kavuruyor başka işi yokmuş gibi! Peki benim burada ne işim var? Neden sürünüyorum? Bilmiyorum nedenleri. Kurumuş ve dahası çatlamış dudaklarım. Sen yoksun. Neredesin? Neden, diyorum. Neden sadece yaşayamıyoruz? Sürülüyorum, yarattığım küçük bahçemden. Sınırları yoktu hâlbuki! Sürülüyorum; sen yoksun. Dönebilecek miyim bahçeme, sen olacak mısın yanımda? Yoksa darmadağın mı edecekler bahçemi yokluğumda? Neredesin? Bakar mısın çiçeklerime, kedilerime, rengârenk bahçeme ben sürgündeyken? Sürülüyorum. Biri kontrol ediyormuş gibi hareketlerimi. Palyaçoyum hâlbuki ben, kukla değil ki! Otomobil de değilim… Neden sadece yaşayamıyoruz? Susuyorum. Boğazım kuru. Bir yudum su… Bir yudum sen… Yoksun, neredesin, neden…siz! Kim davet etti karanlığı içeri? Sevdiğim şarkı sözleri… Sevdiğimin gözleri senin gözlerinse, senin sevdiğim olduğunu söyleyebilir Aristo bile… Burada yıllar öncesinin yanlışları yatıyor. Yattığı yerden belli olacaksa aslan bırak olsun! Bunlar yanlış, aslan değil. Ucu açık bir kelime oyununa başlamanın sırası değil. Okul sıralarında öğrendiğimiz hiçbir şeyi kullanmıyoruz. Aslanlar ve ekmekler ilgi alanıma girmiyor! Sürükleniyorum. Arabacı, durdur arabayı atlarını seveyim! Bırak ona gideyim. Biliyorum, nerede olduğunu bilmiyorum; ama arar bulurum çünkü bir parçası sürekli içimde. İnsafsız mısın arabacı! Bak, senden at da istemiyorum, silah da… Sen sadece benim ayağa kalkmamı sağla. Yürüyorum. Süründüğüm kum denizinden, sürüldüğüm küçük, sınırsız bahçemden ve beni sürükleyen atlardan uzak. Kırgın da değilim atlara, kızgın da… Onlar hep o arabacının emri altında. Emre itaat et! Hadi oradan! Tek bir virgül mü değiştiriyor yani bütün hayatımı? Yürüyorum. Sen yoksun. Neredesin bilmiyorum ama sana geliyorum. Kum denizinde deniz feneri olur mu? Sürgündeki adam huzur bulur mu? Uzaktayım uzakta olmasına o uçsuz bucaksız, tek bir duvarı olmayan labirentten ama yanlışlıkla yolum oraya düşecek olursa, sen benim deniz fenerimsin. Ne zaman biteceğini bilmediğim bu sürgün boyunca sen benim iç huzurumsun.

spiralli_beyaz

tü. Uyandım ve sen vardın. Hep var mıydın, yeni mi vardın? İçimdeydin, biliyordum, fenerdin. Yorumsuz bir düş(üş)teydim; uyandım. Bahçem, çiçeklerim, kedilerim ve bir tane beyaz at. En güzeli de senin varlığın. Sen varsın, hep vardın. İnsafsız değilmiş arabacı… Neden-siz yaşayamıyoruz sadece!

15 – 16.06.2004

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s